Özel Ailelerde Yeni Bir Kardeş
Bir özel gereksinimli bireyin ebeveyni olmak bir farklı bir ebeveynlik deneyimi oluşturuyor farkında olmasak da. Bu deneyim; hayattan aldığımız tadı derinden etkiliyor, anlamlı kılıyor. Özellikle ilk bebekleri özel gereksinimli olan aileler ileride ikinci bir çocuğa sahip olup olmama konusunda bu "farklı deneyimi" unutuyorlar. Bu deneyimler, yaşanacak bütün sürece meydan okuma gücü veriyor özel ailelere. Bu ilk ve en önemli cümle.
İkinci bir çocuk konusunda geniş çaplı bir bakış açısı sunmak istediğim bu yazımı 2015 yılında kaleme almışım, şimdi 2026 yılında güncelleyerek yeniden paylaşıyorum. Hem deneyimlerimden hem senelerdir okumakta olduğum kitaplardan hem de eski ders notlarımdan yararlandım. Umarım karar verme sürecinizde size yardımcı olan bir derleme oluşturabilirim.
İkinci bir çocuğun kararını vermeden önce çocuğunuzun ve sizin özellikleri ne olursa olsun ikinci bir çocuğa hazır olup olmadığınızı belirlemeniz önem taşır. Annenin ve babanın psikolojik durumu, çocuğun gelişim süreci ve hızı bu konuya karar vermenizde size yardımcı olur. Yavaş yavaş bağımsızlaşan bir çocuğunuz varsa ikinci bir çocuk sizi de her iki çocuğunuzu da olumsuz etkilemeyecektir. Psikolojik olarak özel gereksinimli bir bireyle yaşamaya ayak uydurma konusunda bütün ebeveynler aynı düşünüyorsa yine aynı durum söz konusudur. Ancak halen özel gereksinimi reddeden bir ebeveyn söz konusuysa ileride ikinci çocuğa "seçilmiş çocuk" muamelesi yapma, özel gereksinimli çocuğu ihmal etme gibi istenmeyen durumlar oluşabilir. Öte yandan ikinci çocuğu bütün sorumlulukları alacak bir "kahraman" olarak görme eğilimi de olabilir. Bunun farkındalığı önem taşımaktadır.
İkinci bir çocuğa her anlamda hazır olduğunu düşünen aileler için öğrenilmesi gereken bir diğer konu ise sayısal veriler. Özel gereksinim tiplerine göre bakalım bir bir:
- Otizmli bir çocuğunuz varsa ikinci hamilelikte çocuğunuzun öğrenme güçlüğü tanısı alma ihtimali %18-20'dir. Birden fazla otizmli kardeş varsa ihtimal %30'lara çıkabilmektedir. Herhangi bir yetersizliğe sahip olarak doğması ise %45.
- Öğrenme güçlüğü tanılı bir çocuğunuz varsa kardeşin özel gereksinimli olma ihtimali %35-45'leri bulmaktadır.
- DEHB için de aynı durum söz konusudur. kardeşin özel gereksinimli olma ihtimali %25-35'leri bulmaktadır.
- Dil ve konuşma güçlüğü için ise oran %20'lerdedir.
Bu sayılar kurduğum cümleler kadar net değil. Her çalışmada farklı farklı sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Birçok farklı örnek de söz konusudur. İkinci kardeşin otizmli ya da üstün yetenekli ya da tipik gelişim gösteren birey olup olmayacağı ile ilgili net bir bilgi söz konusu değildir. Ancak genetik bölümlerinden alınacak bilgiler ile ailelerin aşağı yukarı öngörü oluşturması bence kıymetlidir.
Burada bir de genetik olarak aktarılmayan, anomali sonucu oluşmayan ve sonradan görülen yetersizlikler de mevcut, örneğin sonradan fiziksel yetersizliğin oluşması gibi. Burada kardeşin özel gereksinimli olmasını sorgulamak yerine sorgulanması gereken konu ebeveynlik ve bakım sorumluluklarının yükünü taşıyabilmek ve adil ebeveynliği sürdürebilmektir. Son derece kişisel bir konu olduğu için burada bu konuya girmeyi tercih etmiyorum.
Ailelerin düşünmesi gereken üçünü konusu ise iki başlık halinde karşımıza çıkıyor. Birinci başlık ikinci çocuğun ortalama gelişim gösteren bir birey olarak dünyaya geldiği varsayımını içeriyor:
- Çocuklar arası denge,
- her şeyin farkında olan çocuğun ruhsal sağlığını koruma,
- otizmli çocuğun yeni kardeşe uyumu,
- yeni doğan bebeği bir kahraman ve kurtarıcı melek olarak görmeme,
- ikinci çocuğun da kendine has özellikleri olabileceğini ayırt etme,
- her iki çocuğa da kesişen ve ayrışan zamanlarda vakit ayırabilme gibi konuları içeren bu başlık ailenin psikolojik destek ile atlatabileceği bir süreci içeriyor.
İkinci başlık ise ikinci çocuğun da herhangi bir yetersizlik ile dünyaya geldiği varsayımı üzerinde duruyor. Bu varsayım gerçekleştiği takdirde,
- ailenin bunu karşılama süreci,
- kabullenme durumu,
- ikinci çocuğun eğitim ve tedavi süreci,
- özel gereksinimli çocuğun yeni kardeşe uyumu,
- her iki çocuğun istek ve ihtiyaçlarına yeteri kadar zaman, vakit ve bütçe ayırabilme konuları karşımıza çıkıyor. Aile zaten ikinci çocuğa karar verdiğinde buna hazırlıklı olsa da yaşanan şokun atlatılması için psikolojik destek alınması yerinde olacaktır. İlk çocuklarından zaten deneyimli olan aile, ikinci çocuklarında daha hızlı ve akılcı çözümler üretebilecektir, bu da ailenin süreci daha da kolay yaşamasını sağlayacaktır.
Artık üç değil dört kişi olan bir ailenin sorumlulukları hem artarken hem de azalacaktır. Bütün bu süreç nasıl yaşanırsa yaşansın temel olan konu ikinci çocuğa herhangi bir rol yüklemeden kendi başına bir birey olduğunu ebeveynlerin ihmal etmemesidir. Süreç boyunca uzman yardımı alınması, sürekli devam eden terapilerin aksamadan sürmesi süreci daha kolay ve keyifli kılacaktır. Aile düşünerek ve sonuçlarını kabullenerek verdiği kararların sonucunda huzuru yakaladığı zaman onlara yardımcı olan uzmanlar da emeklerinin karşılığını alarak aileye tam verimli hizmet sunmaya devam edeceklerdir.
Kararınız ne olursa olsun, günün sonunda çocuğunuzun hâlâ sizin çocuğunuz ve aileniz yine sizin aileniz. Bu süreçte verilen kararlar sizi daha çok siz yapan değerli adımlar. Geriye dönüp attığınız adımlara her baktığınızda iyi ki demek sizin elinizde.
Süreçte desteğe ihtiyacınız olursa ben buradayım.
Riskli gibi görülen ama sağlıklı bir süreçle üstesinden gelinebilecek bu süreçte umarım yazımla sizlere yardımcı olabildim. Yazımı hazırlarken Elif TEKİN-İFTAR editörülüğündeki Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Çocuklar ve Eğitimi kitabından, üniversite yıllarımdaki Prof. Dr. Bülbin SUCUOĞLU'ndan aldığım Otizm dersi notlarımdan, editörü Sezgin VURAN olan Sosyal Yeterliklerin Geliştirilmesi kitabından ve kendi deneyimlerimden faydalandım. Ayrıntılı bilgi için bu kitaplara bakabilirsiniz. Sevgiler.
