Beden Algısı
Merhaba. Bu hafta mayınlı yollarda yürüyorum, konum beden algısı.
Ben ergenlik dönemimi sosyal medyanın olmadığı bir dönemde yaşadım. Üniversite yıllarında da kısmen sosyal medya yeni yeni hayatımıza giriyordu. Buna karşın kendi bedenimle ilgili son derece acımasız olduğumu ve durmadan korkunç diyetlerle daha zayıf görünmeye çabaladığımı hatırlıyorum. Etrafımdan aldığım onca iltifata, kendimi algılama şeklimin sağlıklı hale gelmesine rağmen halen beden algımla ilgili sorunlarım olduğunu kabul edebilirim. Ancak bununla; hem meslek edinimim sırasında hem de sonrasında yaptığım danışan görüşmeleri ile bir yol katettiğimi düşünüyorum. Özellikle düzenli spor yaparak ve sağlıklı beslenerek ve bir yandan da aklımın içinde geçmişten gelen cümleleri susturarak bu konuda olumlu yol katettiğimi düşünüyorum.
Bu yazımda ise öncelikle bir psikolojik danışman olarak beden algısı nasıl oluşuyor ve sonrasında biz olumlu hale getirmek için neler yapmalıyız konusunu tartışmak istiyorum. Bir aile danışmanı olarak ise bireylerin beden algısının oluştuğu ailede, olumlu beden algısı oluşturmak için neler yapılabilir konusunu konuşmak istiyorum. Son olarak özel gereksinimli bireylerin beden algılarıyla ilgili atılabilecek adımlarla ilgili önerilerde bulunup yazımı sonlandırmayı düşünüyorum. Hadi başlayalım.
Bir psikolojik danışman gözüyle beden algısı
Bir psikolojik danışman olarak beden algısı ile ilgili düşünmeye başladığımda ilk fark ettiğim şey günümüz sosyal medya araçları ile bireylerin kendilerini, gördükleri filtrelenmiş görsellerle kıyaslayarak olumsuz beden algısı oluşturdukları. Tabii ki bu görsel uyaranlardan kendimizi sakınmamız mümkün değil. Telefona bakmasak bile sokaktaki reklam panolarında ya da bu algı ile birlikte kendi bedeninde değişiklikler yapan insanları gördüğümüzde yine bu uyaranlara maruz kalmış oluyoruz. O nedenle beden algımızı dışarıdaki uyaranların dışında kendi algı dünyamızda olumlu hale nasıl getirebiliriz ile ilgili biraz düşünmek istiyorum.
Adı üzerinde bu bir algı. Algıyı değiştirmek için öncelikle davranışlarımızı, sonra düşüncelerimizi değiştirmeliyiz ki sonunda bu konudaki duygularımız ve algımız da değişsin. O nedenle benim kendimde uyguladığım şeyi sizlere önermek isterim. Beden algını olumlu hale getirmek istiyorsan öncelikle bedenine sevgiyle özenmen gerekir. Yani sağlıklı beslenerek ve düzenli spor yaparak aslında kendine bir yatırım yapmaya başlayabilirsin. Bunun dışında bedeninin olduğu gibi de güzel olduğunu kendine sık sık hatırlatabilir ve içinden konuşan geçmişten gelen cümleleri duyduğunda onları susturmayı deneyebilirsin.
Gerçek şu ki; beden algısı tamamen zihinde başlar ve biter. Bedeniniz, içine sığdırılmaya çalışılan kalıplardan çok daha fazlasıdır. O sizin bu dünyadaki eviniz; nefes almanızı, yürümenizi, sevmenizi ve yaşamanızı sağlayan en sadık parçanız.
Bugün kendinize şu soruları sorun: ✨ Bedenime sadece "nasıl göründüğüyle" mi değer veriyorum, yoksa benim için "neler yaptığıyla" mı? ✨ Kusursuzluk peşinde koşarken, kendime şefkat göstermeyi mi unutuyorum? Beden algısını iyileştirmek, onu bir günde kusursuz bulmak demek değildir. Onunla barışmak, olduğu haliyle kabul etmek ve ona iyi bakmaktır.
Bir aile danışmanı gözüyle beden algısı
Bir aile danışmanı olarak ise altını çizmek istediğim konu beden algısının ailede oluştuğu. Çok fazla görüntü ile ilgili şaka yapılan bir ailede olumlu beden algısını geliştirmek zor olacaktır. Hadi bununla ilgili birkaç sözüm var, onları yazayım.
Beden algısı, sadece bireysel bir mesele değildir; temelleri ilk olarak aile içinde, anne babanın dilinde, sofradaki sohbetlerde ve evdeki bakışlarda atılır. Bir aile danışmanı olarak seanslarımda sıkça gözlemliyorum: Kendini aynada acımasızca eleştiren bir ebeveyn, farkında olmadan çocuğuna da kendi bedenini eleştirmeyi öğretir. Ya da ev içindeki masum görünen bir "kilo/boy" şakası, bir aile üyesinin zihninde derin bir yaraya dönüşebilir.
Aile, her bir bireyin kendini güvende, olduğu gibi kabul edilmiş ve değerli hissettiği o korunaklı alan olmalıdır. Peki, evimizin içinde her aile üyesinin beden algısını olumlu yönde desteklemek için neler yapabiliriz?
Aile bağlarınızı şefkatle güçlendirecek önerilerim şöyle:
💡 Ailede Olumlu Beden Algısı İçin 3 Adım:
Ev İçinde "Beden Yorumları" Sınırı Koyun: Sadece olumsuz eleştirileri değil, aşırı vurgulanan fiziksel övgüleri de sınırlandırın. Birbirinizi kilosu, boyu, saç rengi veya fiziksel değişimleri üzerinden değil; çabası, nezaketi, yetenekleri ve kalbiyle takdir edin. "Bugün çok zayıflamışsın/kilo almışsın" yerine "Bugün enerjin çok güzel, gözlerin parlıyor" demeyi deneyin.
Bedenin Görünüşünü Değil, "İşlevini" Kutlayın: Bedenlerimizin bizi hayatta tutan, dünyaya bağlayan birer araç olduğunu ailece hatırlayın. Sofrada ya da bir yürüyüş esnasında bedenin yapabildiklerine odaklanın: "Bu bacaklar sayesinde bugün harika bir yürüyüş yaptık", "Bu ellerle ne güzel bir yemek hazırladık" gibi cümleler, bedene karşı bir "minnet" kültürü oluşturur.
Kendi Bedeninizle Barışarak Model Olun: Çocuklar ve gençler, söylediklerimizden ziyade yaptıklarımızı kopyalarlar. Aynanın karşısına geçip kendi bedeniniz hakkında olumsuz konuşmayı bıraktığınızda, diyetleri veya kusurları ev gündeminin merkezinden çıkardığınızda, tüm aileye şu mesajı vermiş olursunuz: "Biz bedenimizden çok daha fazlasıyız ve her halimizle değerliyiz."
Unutmayın; bir çocuğun ya da eşin kendine şefkatle bakabilmesi, önce sizin ona sunduğunuz koşulsuz kabul ve sevgi dolu bakışla başlar.
Özel eğitim öğretmeni gözüyle beden algısı
Aile sisteminde durum böyleyken ailede özel gereksinimi bir birey varsa bu konu daha da hassas bir duruma geliyor. Bir özel eğitim öğretmeni olarak bu konuda önerilerim şu şekilde özetleyebilirim:
Beden algısı denildiğinde genellikle popüler kültürün dayattığı güzellik standartları akla gelir. Ancak özel gereksinimli bireyler ve özellikle ergenlik dönemindeki gençler için beden algısı, bundan çok daha karmaşık ve şefkat gerektiren bir süreçtir. Fiziksel farklılıklar, motor becerilerdeki sınırlılıklar veya tıbbi müdahaleler, bireyin "Bedenim bana ait mi?", "Bedenim ne kadar güçlü?" ya da "Çevremdekiler bana nasıl bakıyor?" sorularını sormasına neden olabilir.
Bir eğitimci ve danışman olarak, bu süreçte hem ailelerin hem de uzmanların rehberliğinin çok kritik olduğunu biliyorum. Peki, özel gereksinimli bireylerin bedenleriyle barışık, sağlıklı bir algı geliştirmelerine nasıl destek olabiliriz?
💡 Benim önerilerim şu şekilde:
Bedenin "Yapabildiklerine" Odaklanın: Bedenin nasıl göründüğünden ziyade, işlevine vurgu yapın. "Bu güçlü kollarla çok güzel resim yapıyorsun" veya "Bedenin seni ne kadar güzel taşıyor" gibi cümleler, bedene duyulan minneti ve güveni artırır.
Beden Sınırlarına Saygı Duyun: Bakım veya tedavi süreçlerinde bile olsa, bireyin beden bütünlüğüne saygı gösterin. Dokunmadan veya bir müdahalede bulunmadan önce mutlaka izin isteyin. Bu, "Benim bedenim bana ait ve değerli" hissini pekiştirir.
Ergenlik Dönemindeki Değişimleri Doğal Karşılayın: Her birey gibi onlar da büyüyecek ve değişecek. Bu değişimleri (ses değişimi, tüylenme, boy uzaması vb.) korkulacak bir durum gibi değil, büyümenin doğal ve güzel bir parçası olarak sakinlikle anlatın.
Kıyaslamalardan Uzak Durun: Gelişimsel süreçleri akranlarıyla ya da sosyal medyadaki "idealize edilmiş" kalıplarla kıyaslamak yerine, bireyin kendi biricikliğini ve potansiyelini ön plana çıkarın.
Unutmayalım; bir bireyin kendi bedenini sevmesi ve kabul etmesi, çevresinden gördüğü kabul ve şefkatle doğru orantılıdır. Onların en güvenli alanı, bizim onlara sunduğumuz koşulsuz kabuldür.
Her bir meslekle ilgili yazılarımın ardından özellikle unutulmaması için ayrıntılı olmayan "unutmayalım cümleleri" yazmaya çalışıyorum. Umarım yazılarım zihninizde kalıcı ve hayatınızı olumlu yönde değiştirici bilgiler veriyordur.
Bir algı üzerine olabildiğince özet konuşmaya çalışmak oldukça zordu ancak yine de önemli bir konuya temas ettiğimi düşünüyorum.
Sonraki yazımda görüşmek üzere, sevgiler.
